NATHAN WOLFE
Stanford Üniversitesi’nde Lorry Lokey misafir öğretim üyesidir ve Küresel Viral
Tahmin İnisiyatifi’ni (Global Viral Forecasting Initiative www.gvfi.org) yönetmektedir.
Çalışmaları ile moleküler viroloji, ekoloji, evrimsel biyoloji ve antropoloji
yöntemlerini kullanarak yeni virüs türlerinin ortaya çıkma biyolojisini
incelemektedir.
Bilimsel yöntem (her ne anlama geliyorsa), bazı bilimcileri rahatsız eden bir unsur içerir: hayal gücü. Neticede bilim, içinden doğal dünyaya dair hakikatlerin kendiliğinden ortaya çıktığı bir veri derlemesi değildir. Kuramlar ve hipotezler, yaratıcı insan düşüncesinin ürünüdür ve yaratıcı düşünce hayal gücünü gerektirir, sadece bilgiyi değil. Olgular ve gözlemler düşünce için gerekli besinlerdir fakat bu besinin bir şekilde işlenmesi gerekir, aksi halde bilimden söz edilemez.
Sorun insan yaratıcılığı ve hayal gücü hakkında deney kurgulamak ve veri çözümlemekten daha az şey biliyor olmamız ki bu da neyin bilimin işlemesini sağladığına dair önemli bir kısmın eksik olması anlamına gelmektedir. Bu konu, bilim felsefecilerinin tasavvur edilmemiş alternatifler olarak adlandırdıkları sorunla ilişkilidir: ya akla yatkın ve daha açıklayıcı bir kuram, örneğin hiçbir evrimsel biyoloğun aklına gelmemiş olan bir evrimsel mekanizma varsa? Bilimciler bu tip tartışmalara “eğer varsa buluruz” diye söylenerek omuz silkebilirler. Fakat asıl olan şu noktayı kaçırmış olurlar: Bildiğimiz kadarıyla insan zihninin, verili bir alanda, tüm olası ve uygun kuramları düşünebileceğinin garantisi yoktur ve doğru fikrin ister istemez birilerinin aklına geleceğine inanmak imana/ibadete oldukça yakın bir davranıştır.
Okuyacağınız yazı Amerikalı evrimsel biyolog, paleontolog ve bilim tarihçisi Stephen Jay Gould (1941 – 2002) tarafından Discovery dergisinin Haziran 1985 sayısında “The Median isn’t the Message” başlığıyla yayınlanmıştır. Kuşağının en parlak, en çok okunan bilimcilerinden biri olan Gould, bu yazıda kişisel yaşamının önemli bir dönemindeki duygularını okurlarıyla paylaşır.
Her şey yazının yayınlanmasından üç yıl kadar önce başlar. Gould’a, tehlikeli bir kanser türü olan mesolothamia teşhisi konulmuştur. Mesolothamia dermansızdır ve teşhisten sonraki medyan yaşam beklentisi sadece sekiz aydır. “Medyan Mesajın Kendisi Değildir” Gould’un kanserle mücadelesinin, bize yaşama tutunmanın ve istatistikleri doğru anlamanın önemini anımsatan öyküsüdür.
Gould gördüğü iyi tedavinin yanında, olumlu yaklaşımının ve kendini hiç bırakmayışının sayesinde iki yıllık bir tedaviden sonra kanseri yenmeyi başarmış, sekiz aylık medyanı otuz kat aşarak yirmi yıl daha yaşamıştır.
Hem sevdikleri, hem de dünya bilimi açısından çok değerli bir başarı olmuştur bu. Tedavisinden sonra Gould bilimsel çalışmalarının yanında bilim savunuculuğu ve yayıcılığı görevlerini de sürdürmüş, toplumsal sorunlara dikkat çeken çalışmalar yapmış, bu arada çok satan ve çok okunan on kadar kitap yayınlamıştır. Gould, evrim kuramına farklı yaklaşımları anlattığı ve kendi yorumunu ayrıntısıyla sunduğu The Structure of Evolutionary Theory (Evrim Kuramının Yapısı) kitabı da bunlar arasındadır. Gould kendi Magnum Opus’u kabul edilen bu kitabın yayınlanmasından iki ay kadar sonra 20 Mayıs 2002’de karısı Rhonda, annesi Eleanor ve sevdiği kitaplarla çevrili yatağında yaşamını yitirmiştir. Gould’un ölüm nedeni başka bir kanser türüdür; beyne de yayılan bir tür akciğer kanseri olan metastatik adenocarcinoma. Bu kanser, daha önceki mesothelioma ile bağlantılı değildir.
Örneğin, DNA’nın genetik malzeme olduğundan nasıl
emin olabilirsiniz? Ya bunu “kanıtlamış” olan bilimciler bir hata yapmışlarsa? Kesinlikle
doğru olduğu gerçekten kanıtlanmış bir şey var mıdır? Bilim, dünyayı algılamanın
farklı ve eşit derecede geçerli biçimlerinden yalnızca biri, baskın Batılı biçimi
midir? Evrim bir gerçek midir, yoksa bir kuram mı? Ya da tıpkı yaratılışçıların
benimseme hakkına sahip oldukları karşı görüş gibi, bu da benim benimseme
hakkına sahip olduğum görüş mü?
Tarih Büyük Düşünürlerin de Yanılabildiğini Gösteriyor
Beycan Mura tarafından yazıldı
Pazartesi, 28 Nisan 2008 23:59
Dünyanın Büyük Bilimsel Düşünürleri Ne Zaman Görüş Değiştirir?
165 önemli düşünür, araştırmacı ve iletişimci, edge.org web sitesinin her yıl yinelediği isteğine uyarak şu soruya yanıt verdiler: “Ne Hakkındaki Görüşünüzü Değiştirdiniz? Neden?” Ana Gershenfeld
2008’in başlarında, dünyanın büyük düşünürlerinden düzinelercesi, yaşamları boyunca en önemli fikir değişikliklerinin hangi konuda olduğunu ve bu değişikliklerin neden kaynaklandığı edge.org’da açıkladılar. Parçacık fiziğinden evrim kuramına, atom bombasından küresel ısınmaya, cinsler arasındaki mücadeleden insanların eşitliğine, Tanrı’dan normalötesine ve bilimcilerin kendilerinin dogmatikliğine kadar pek çok onunun sözü edildi.
Proje, her yıl böyle sorular sorarak yanıtlarını kitap halinde yayınlayan ve fikirlerin ve bilimsel tartışmaların ele alındığı bir forum, bir tür informal think tank olan www.edge.org’un web sitesinde yer aldı.
Buradaki isimlerin pek çoğu konuyla ilgili insanların yakından tanıdığı kişiler –fizikçi Freeman Dyson, “genom çözücüsü” Craig venter, (tartışma yaratan Tanrı Yanılgısı kitabının da yazarı olan) biyolog Richard Dawkins, Nobel ödüllü fizikçi Leon Lederman. Aktör Alan Alda ya da müzisyen Brian Eno gibi diğer katılımcıların görülmesi şaşırtıcı olsa da aynı ölçüde ilginç. Bunlara aralarında Independent’tan Steve Connor, Telegraph’tan Roger Highfield ve Nature’ın editörü Philip Campbell gibi bir dizi bilim muhabirini de eklemeliyiz. Aşağıda bu proje kapsamında ileri sürülen ve halen gözden geçirilmekte olan görüşlerden örnekler bulabilirsiniz.