Ana Sayfa Çeviriler Alternatif Bilim
Alternatif Bilim PDF Yazdır ePosta
Dilara Karadeniz tarafından yazıldı   
Çarşamba, 19 Kasım 2008 22:04

Alternatif Bilim

Skeptical Inquirer
Vol.32, No. 4 Temmuz/Ağustos 2008

Yazan: Massimo Pigliucci, Çeviren: Dilara Karadeniz

Bilimsel yöntem (her ne anlama geliyorsa), bazı bilimcileri rahatsız eden bir unsur içerir: hayal gücü. Neticede bilim, içinden doğal dünyaya dair hakikatlerin kendiliğinden ortaya çıktığı bir veri derlemesi değildir. Kuramlar ve hipotezler, yaratıcı insan düşüncesinin ürünüdür ve yaratıcı düşünce hayal gücünü gerektirir, sadece bilgiyi değil. Olgular ve gözlemler düşünce için gerekli besinlerdir fakat bu besinin bir şekilde işlenmesi gerekir, aksi halde bilimden söz edilemez.
Sorun insan yaratıcılığı ve hayal gücü hakkında deney kurgulamak ve veri çözümlemekten daha az şey biliyor olmamız ki bu da neyin bilimin işlemesini sağladığına dair önemli bir kısmın eksik olması anlamına gelmektedir. Bu konu, bilim felsefecilerinin tasavvur edilmemiş alternatifler olarak adlandırdıkları sorunla ilişkilidir: ya akla yatkın ve daha açıklayıcı bir kuram, örneğin hiçbir evrimsel biyoloğun aklına gelmemiş olan bir evrimsel mekanizma varsa? Bilimciler bu tip tartışmalara “eğer varsa buluruz” diye söylenerek omuz silkebilirler. Fakat asıl olan şu noktayı kaçırmış olurlar: Bildiğimiz kadarıyla insan zihninin, verili bir alanda, tüm olası ve uygun kuramları düşünebileceğinin garantisi yoktur ve doğru fikrin ister istemez birilerinin aklına geleceğine inanmak imana/ibadete oldukça yakın bir davranıştır.

İşte bu, Kyle Stanford’un kitabının konusudur. Exceeding Our Grasp: Science, History, and the Problem of Unconceived Alternatives (Kavrayışımızı Aşmak: Bilim, Tarih ve Tasavvur Edilmemiş Alternatifler) 2006 yılında Oxford University Press tarafından yayınlanmıştır (Patrick Forber’in kitap hakkındaki teknik yorumu için bkz. Biology and Philosophy, 23: 135–141). Stanford, bunun felsefecilerin bilimcilere sıkıntı vermek için uydurdukları bir şey olmadığını, bilakis bilim tarihinin gerçek ve yinelenen bir öğesi olduğunu göstermek için, sorunu tarihsel bir yaklaşımla ele almaktadır. Örneğin yazar, Darwin, kuzeni Francis Galton (ırk ıslahının –eugenics (öjeni)- fikir babası) ve çağdaş kalıtım ve evrim görüşünün mimarlarından biri olan August Weissman tarafından düşünülmüş eski kalıtım kuramlarını çözümlemektedir. Sonuç olarak üç bilimcinin de kuramlarının bazı temel açılardan yanlış olduğu ortaya çıkmakta, fakat daha da önemlisi, kalıtım ile ilgili sorunlarını çözümlemek içim Darwin’in aklına Weissman'ın kuramını kurgulamanın gelmemiş olmasıdır. Belki daha da çarpıcı olarak Stanford, verilerin, o dönemde mevcut olan farklı kuramları –örneğin Darwin ve Galton’unkileri- birbirlerinden ayrıştırmadığını öne sürmektedir. Bu sorun delillere oranla teorinin yetersiz gelişimi olarak bilinmektedir.

Bütün bunlar neden işini yapan bir bilimciyi alıkoysun ki? Nihayetinde doğru kalıtım kuramına sahip değil miyiz? Belki öyledir, ama nasıl bileceğiz? Aslında, geçmiş birkaç on yıl içinde moleküler biyolojideki muhteşem gelişmelere rağmen kalıtım alanındaki çalışmaların hem yeni buluşlar (bir kuşaktan diğerine genetik olmayan bilgi aktarımının varlığı gibi), hem de yeni kuramsal yorumlamalar nedeniyle (örneğin gen kelimesi ile artık tam olarak neyi kastettiğimiz pek açık değil) bir karmaşa içinde olduğu görülmekte. Tarihçiler ve bilim felsefecileri, bizleri yıllardır şu anki bilgi düzeyimizin tarihteki herhangi bir zamana göre daha kati olduğu safsatasına karşı uyarmaktalar. Neticede, geçmişte önerilmiş ve kabul görmüş tüm kuramların yanlış olduğu ortaya çıkmıştır ve bu nedenle şu anda doğru olduğunu düşündüğümüz kuramlar onların yerini almışlardır. Peki ama bu eğilimin bir şekilde duracağını düşünmemize sebep olan nedir?

Stanford’un tasavvur edilmemiş alternatifler sorununa önerdiği çözüm çoğu bilimciye (ya da hatta, bazı felsefecilere) cazip gelmeyecektir. Önerdiği alternatifi, bilimsel kuramları, dünyanın gerçekte ne olduğunu söylediğine inanmaksızın dünyayı anlamak, deneylerin sonuçlarını yorumlamak, köprüler, uçaklar yapabilmek için kullanabileceğimizi söyleyen görüşünü, “epistemik enstrümentalizm” olarak adlandırmaktadır. O zaman, bilimsel ilerleme, gerçeğe doğru bir yürüyüş olarak değil, dünyanın gittikçe daha iyi yorumlanabilmesini ve manipüle edilebilmesini sağlayan enstrümanlar olan kuramların üretimi olarak görülecektir.

Stanford’un görüşünde, Homo sapiens türünü tanımlayan tüm epistemik sınırlamalarla, bilimin bir insan faaliyeti olduğunu ve takipçilerinin de insanlar olduğunu hatırlatıyor olması nedeniyle cazip bir şey var. Sonuçta bizler, dünyanın hayatta kalmamızı ve ürememizi etkileyecek yönlerini ilgilendiren pratik sorunları çözmek üzere evrimleştik ve fizikçilerin idrak edebileceklerini düşündükleri nihai kuramı bir gün beyinlerimizin üreteceğini garanti etmeyi bekleyemeyiz. (evrimsel epistemoloji için bkz. Thinking about Science, SI, Ocak/Şubat 2007,)

Lakin yine de enstrümantalistlerin, hızla gelişen teknolojik becerimize baktığımızda, bilimsel kuramların neden zaman içinde daha iyi iş görebilecek gibi görünen birer araç olduklarını açıklamaları gerekmektedir. Kendilerini (enstrümantalistlerin aksine) realist addeden bazı düşünürler dahi, bize dünyanın gerçekten ne olduğu hakkında doğru bir şey söylemeyen bilimin, dünyanın ne olduğunun öngörülmesinde kullanılmasının tamamen kafa karıştırıcı olacağını düşünmektedirler.

Realistler ve enstrümantalistler arasındaki münakaşa yakın zamanda veya belki de hiç bir zaman bir sonuca bağlanmayacaktır. Ama bilimin gerçekten ne kadar karmaşık olduğunu ve ne kadar deneyimli bir uygulayıcı olsak da bilimin içsel süreçlerini ne kadar az anladığımızı hatırlatan ciddi bir şey vardır. Bu, sözde bilimcilere bir teselli olmamalıdır: bir fizikçi olan Olivier Heaviside’ın belirttiği gibi, “Sindirim sürecini anlamadığım için yemeğimi yemeyecek miyim?”



Son Güncelleme ( Çarşamba, 19 Kasım 2008 22:07 )
 

Yorumunuzu ekleyin

İsminiz (Rumuzunuz):
E-Posta Adresiniz:
Başlık:
Yorum:
  Resim doğrulama. Boşluk olmadan ve sadece küçük harfler kullanınız.
Resim Doğrulama: