|
CANSIZ MADDELERİN HAYAT OLUŞTURABİLECEĞİ GERÇEĞİ |
|
|
|
|
Şafak Mert tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 28 Ağustos 2008 23:18 |
|
Canlıların Cansızlardan Oluşması
     Canlıların
karmaşık yapıları ve cansızlardan kolayca gözlenebilir farklılıkları,
cansız maddenin canlı madde oluşturabilmesi gerçeğini anlamakta zorluk
yaratır. Örneğin canlılar karmaşık yapıdaki organik moleküllerden
cansızlar ise inorganik moleküllerden oluşurlar. Ancak bu sadece bir
genellemedir. Çünkü canlıların yapısında önemli miktarlarda inorganik
madde ve cansızların yapısında da önemli miktarda organik madde
bulunur. İşin gerçeği bu oranlar çoğu zaman o kadar değişkendir ki,
yukarıdaki genellemeyi yapmak bile kimi zaman zordur. Örneğin bir
insanın vücudunun %80’den fazlasını, su ve mineraller halindeki
inorganik maddeler oluşturur. Dahası organik ve inorganik maddeler
şeklinde sınıflandırılan her iki grup madde de aslında periyodik
tabloda gösterilen az sayıda elementten oluşur.
Yapıtaşları Her Yerde!
Canlıların
yapısındaki maddelerin çok farklı olduğunun ve bu maddelerin cansız
süreçler tarafından üretilemeyeceğinin düşünüldüğü dönemlerin üzerinden
çok uzun yıllar geçti.
|
|
Son Güncelleme ( Perşembe, 28 Ağustos 2008 23:56 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Kahraman İpekdal tarafından yazıldı
|
|
Salı, 29 Nisan 2008 00:40 |
|
Kaktüslerin nasıl evrimleşmiş olabileceği üzerine düşünürken, akla ilk gelecek veri, çoğunlukla olduğu gibi fosil kayıt verisi olacaktır. Ancak söz konusu canlı grubu kaktüsler olunca, bu noktada bir sorunla karşı karşıya kalırız. Fosilleşme süreci floral materyalin üzerine mineral materyalin sedimentasyonunu, yani ortamda bolca su bulunmasını gerektirir. Kaktüslerin atalarının böyle sulak ortamlarda yaşamış olmalarını bekleyemeyiz. Kuvvetle muhtemel bu nedenle de elimizde kaktüslere dair fosil kayıt bulunmamaktadır. 1944’te, ABD’nin Utah Eyaleti’nde, Eosen yaşlı çökellerde Eopuntia ouglasii türüne ait olduğu düşünülen bir fosil bulunmuştur ama bu fosilin gerçekten bir kaktüse ait oldup olmadığı çok tartışılmışsa da herhangi bir fikir birliği sağlanamamıştır (ancak bunun bir kaktüs fosili olmadığını söyleyenlerin sayısının daha fazla olduğunu da belirtmeden geçmeyelim). Iowa Eyalet Üniversitesi’nden Prof. Robert S. Wallace bu tartışma ile iligli referanslar için Benson (1982)’deki 76-79. sayfaları önermektedir (bkz. Kaynakça). Günümüzde kaktüslerin geçmişi ile ilgili araştırmalar yapan bilimadamları daha ziyade morfoloji üzerinde çalışmakta ya da biyokimyasal, kromozomal veya DNA’ya ait verileri kullanmaktadırlar. Bu bilgiler kullanılarak kaktüs evrimi ile ilgili genel sonuçlara ulaşılabilmektedir.
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 09 Mayıs 2008 22:36 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Yaşanabilir Bir Gezegen mi? |
|
|
|
|
Beycan Mura tarafından yazıldı
|
|
Salı, 29 Nisan 2008 00:14 |
Dünya 2007 Nisan ayı içerisinde İsviçre’nin Cenevre Gözlemevi’nden gelen bir haber bilim çevrelerinde olduğu kadar, bilim meraklıları arasında da gözle görülür bir heyecan yarattı. Heyecanın kaynağı, yakın zamana kadar adını yalnızca ilgili astronomların bildiği sıradan bir yıldızın etrafında dönen bir gezegenin fiziksel özellikleriydi. Bu özellikler, Gliese 581c adı verilen bu gezegenin dünyada bildiğimiz biçimiyle yaşam barındırmaya uygun olabileceğini gösteriyordu. Bu yazıda, dünya dışı yaşam araştırmalarının tarihine kısaca değiniliyor ve söz konusu araştırmalara yeni bir ivme kazandırması olası olan bu gezegenin bulunuş öyküsü ve fiziksel özellikleri dile getiriliyor.
|
|
Son Güncelleme ( Salı, 20 Mayıs 2008 22:44 )
|
|
Devamını oku...
|
|
Mehmet Cem Kamözüt tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 28 Nisan 2008 23:50 |
Biraz eğitim görmüş
hemen herkes günümüzden dört yüz yıl önce yaşamış İtalyan bilimci Galileo
Galilei’nin düşünceleri yüzünden başını Engizisyon ile derde soktuğunu bilir. Ama bu öykünün genellikle bilinmeyen,
ya da yanlış bilinen çok yönü vardır. Bu Yazıda Galileo’nun yaşantısını,
düşüncelerini, onu Engizisyonun karşısına sürükleyen gelişmeleri ve sonuçlarını
bulacaksınız.
Galileo Galilei (1564 – 1642)
Vincenzio Galilei ile kendinden yirmi yaş
küçük eşi Giulia’nın ilk çocukları 15 şubat 1564’de Pisa’da doğdu.
Geleneklerine uygun olarak ilk oğullarına aile adlarının tekil biçimi olan
Galileo adını verdiler. Yetenekli bir müzisyen olan babasından lut çalmayı ve
müzik kuramını hızla öğrenen Galileo’nun sıradışı yeteneği hemen fark edildi. Tüm
hayatı yoksulluk içinde geçen Vincenzio, daha iyi bir gelir umuduyla ailesini
Floransa’ya taşıdığında Galileo on yaşındaydı.
|
|
Son Güncelleme ( Cuma, 09 Mayıs 2008 20:24 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|